Edep… Siyasi Nezaket..!

“İlim meclisine girdim, kıldım talep, İlim tâ gerilerde kaldı, illâ edep illâ edep.” (Ziya Paşa)

Edep…  Siyasi Nezaket..!

Edep: Türk ve İslam kültüründe çok önem verilen ve çok geniş anlamlı, hayatın her yönünü kapsayan görgü ve ahlak kurallarının genel anlamıdır. Adab-ı muaşeret, güzel terbiye, iyi davranış, güzel ahlak, hayâ, nezaket, zarafet; Hakka ve halka karşı nasıl davranacağını bilmek, olarak da ifade edilir. “İnsan arabaya benzetildiğinde bilgisi, motoru; edebi ve ahlakı da direksiyonudur. Motor ne kadar güçlü olsa da, direksiyon olmayınca o bir işe yaramıyor. O yüzden edep ve ahlâkın bu toplumun fertlerine öğretilmesi gerekiyor." (Prof. Sebahattin Zaim) Tebliğin, hitabın (sözün) edebi; muhatabın sıfatına ve makamına uygun söylenmesidir. Her makam ve her muhatap (yaşına, kültürüne, ilmine, taşıdığı sıfata göre) ayrı bir tarz ve tavır ister. Her söz yerinde, zamanında, gereği kadar söylenirse değerli ve geçerlidir. Amelin (fiilin) edebi; muhataba ve makama uygun davranmaktır. Her şahsın, her makamın, her mesleğin, her kurumun, her ibadet ve taatın kendine has edebi vardır. Bugün toplumumuzdaki ihtilafların, huzursuzlukların, hatta başarısızlıkların kaynağında tarafların karşılıklı nezaket dışı söz ve fiillerinin yer aldığını görüyoruz. Küçük büyüğünü, talebe hocasını, işçi işverenini, ast üstünü tanımıyor… Hasbelkader bir makama ve yönetime gelenler kendilerinden öncekileri tanımak istemiyor... Partilerde veya sivil toplum teşkilatlarında başkanlığa/yönetime getirilmiş olan gençler ne kendilerini oraya getirenleri, ne de yönetimindeki yaşlı ağabey ve ablalarını tanımak istiyorlar! Öyle ki… Cep telefonlarında kayıtlı olmayan arayanlara cevap verilmiyor… Arananın telefonu meşgul veya cevapsız ise bilahare geri dönme ihtiyacı hissedilmiyor; adeta “arayan kendi ihtiyacı için aramıştır, bir daha arasın!” deniliyor… Özel e-posta adreslerine gönderilen mesajlara cevap verme ihtiyacı hissedilmiyor… Bir gün, bir esnaf ziyaretinde, dışarıdan yeni gelen bir genç, babası yaşlarındaki esnafa “ne haber Sefer” diye hitap eder. Genç, orada bulunan yaşlı biri tarafından ikaz edilir: ‘Hayrola, Sefer Beye ismiyle hitap ettiğinize göre asker arkadaşınız mı?’ Genç hatasını anlar ve özür diler… Genci yine de tebrik etmek lazım, hatasında ısrar da edebilirdi! İşte günümüz gençliği! “Edebi terk etmek, ilâhî huzurdan kovulmayı îcâb ettirir. Her kim sultânın önünde terbiyesizlik ederse kapıya, kapıda edepsizlik ederse ahıra gönderilir.” (Ebû Ali ed-Dekkâk ) Müfredat programına ilave ders konulmalı... Beşeri münasebetlerimizde çok önemli olan ve hayatın her kademesinde ihtiyaç duyulan nezaket kaideleri gençlerimize küçükten öğretilmeli. Milli Eğitim Bakanlığı müfredat programına; edep, nezaket, örf adet dersleri konulmalı. Üniversitelerimizde bu mevzu müstakil bir eğitim dalı olarak ele alınmalı. Siyasi nezaket… İnsanımızın olduğu her sahada nezaket kaideleri bizleri kuşatır, disipline eder. Rahmetli Erbakan Hoca edep ve nezaket hususunda örnek siyasi liderin başında gelir. Mesela konuşmalarında muhataplarına hakaret etmediği gibi ziyaret esnasında ceketinin düğmelerini açarak oturdukları dahi pek görülmemiştir. “Kibirlenen kişiye karşı kibirlenmek hasenedir, güzel bir davranıştır.” Mü’min bir insan bir mü’mine karşı kibirlenmez. Lakin haksızlık karşısında kâfirin karşısında dik durmasını bilir. Çünkü ölçüyü Allahu Teâlâ koymuş: “…inananlara (mü’minlere) karşı saygılı (mütevazı, alçak gönüllü) olurlar, kâfirlere karşı (güçlü ve onurlu, izzet sahibi) başı yukarıda (dik) bulunurlar. Allah yolunda cihad eder ve (bu yolda) hiçbir kınayanın kınamasından da korkmaz…” (Mâide, 5/54) “Kibirliye karşı kibir, sadakadır." Mesela bacak bacak üstüne atarak oturmak (mazereti yoksa) kibir alameti sayılır. Ama Müslümanlarla alay etmek veya onları küçük düşürmek maksadıyla yapılan hareketlere karşılık vermek, kibir sayılmaz. Müslüman her zaman ve her yerde izzetini, şerefini korumak durumundadır. Bunun en güzel uygulamasını Sayın Gül ve Sayın Erdoğan’ın yabancı (bilhassa Müslüman olmayan) devlet adamları ile yaptıkları görüşmelerde görüyoruz: Muhatapları birbacağını diğeri üzerine atmadan onların oturuşlarında bir değişiklik olmaz. Ancak karşı tarafın yaptığı hamleler de karşılıksız bırakılmaz! Tayyip Erdoğan hem hareketleriyle, hem hitap şekliyle örnek bir devlet adamlığı sergiliyor… Mesajlarını bazen direk bazen dolaylı vermeyi tercih ediyor: Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit! Misali… Bazen de gelin üzerinden kızlarına, evlatlarına mesaj verir! İşte (özde) muhalefet milletvekilleri için söylenmiş (genelde kendi milletvekilleri içinde geçerli) veciz bir ifadesi: Milletvekili olmakhiç kimseye karşı, hiçbir kamu görevlisine karşı tepeden bakma, kibirlenme, böbürlenme, afra tafra yapma yeri değildir. Milletvekili makamı insanlara hizmet etme makamıdır. Milletvekili olduktan sonra 'dağları ben yarattım' diyemezsin, 'en güçlü benim diyemezsin'. Tam aksine daha mütevazı olacaksın ve milletinin emrinde, hizmetinde olacaksın.” ****************** Valinin Ankara ziyaretleri… Giresun Valisi D.Ali Şahin  ilin ihtiyaçları için Ankara’da bir seri ziyarette bulunur. Valiliğin resmi web sitesinde yapılan ziyaretler hakkında bilgi verilir ve ziyaretlerle alakalı resimler yayınlanır. Aşağıdaki resim,  “… AK Parti Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli’yi ziyaret eden Vali Şahin, ilimizin sorunları ve çözümü ile ilgili bilgi alışverişinde bulundu” bilgi notu ile yayınlanan,   takriben Ankara’daki 25 önemli ziyaretten birinin resmidir. Bu resim, herhangi bir yerde değil, Valiliğin resmi sitesinde Giresun Valiliği logosu ile yayınlanıyor! Resimde verilmek istenen mesaj ne olabilir? Kimler, kime, ne mesaj vermek istemiş olabilir? Şehrin Valisi Ankara’da (5 günlük çalışma programında) 20’nin üzerinde resmi ziyaretlerde bulunuyor, diğer bir ifade ile adeta ziyarette bulunmadığı kurum kalmıyor! Bu arada Ak Parti Grup Başkan Vekili de ziyaret edilmek isteniyor, ama ziyaret mekânı bir makam odasını değil, sanki meclis ziyaret salonunu andırıyor!  Bu ziyareti ve resmi nasıl yorumlamak lazım?
  • ·         Sayın Canikli, seçim bölgesi ilinin Valisini makamında karşılamak için (bir haftalık ziyaret programında) müsait zaman bulamamış da TBMM salonunda mı fırsat bulabilmiştir?
  • ·         Giresun Üniversite Rektörü Aygün Attar’a nezaket ziyaretinde dahi bulunma ihtiyacı hissetmeyen Canikli, Vali ve eski rektör vekili Yılmaz Can karesi ile ince bir mesaj mı vermek istemektedir?
  • ·         Bu resmi kim çekmiş olabilir? (Bize ulaşan bilgi, Valilik basın mensuplarının çekmediği!) Bu tür bürokrasi ziyaretlerinde ziyaret edilen makam sahibinin izni ve bilgisi olmadan resim pek çekilmez! Makam sahibinin bilgisi dâhilinde çekildiği ihtimali yüksek olan böyle bir resimde Canikli’nin duruşu herhalde çok yönlü değerlendirilecektir! Belki de değerlendirilsin diye servis edilmiş olabilir mi?
  • ·         Bu resimdeki oturuş şekli ve ziyaret mekânı; “ben ki iktidar partisinin Grup Başkan Vekili olacağım, siz benim seçim bölgemin Valisi olarak benim bilgim dışında bakanlıklarda ve sair dairelerde iş halletmeye çalışacaksınız, öyle mi? Hadi buyurun netice alında görelim…” gibi bir mesajın algılanmasına vesile olmaz mı?
  • ·         Valiliğin resmi sitesinde, ziyaret edilenler listesinde Ak Parti milletvekillerinden Mehmet Geldi ve Nurettin Canikli’nin ismi zikredilirken Adem Tatlı’dan bahsedilmiyor! Muhtemelen Sayın Tatlı 26-30 Kasım tarihlerinde Ankara’da bulunmamış olabilir! Yok, bu tarihlerde Ankara’da olduğu halde görüşme olmamış ise; sebeplerinin araştırılması gerekmez mi?
D.Ali Şahin çalışkan, azimli ve örnek gösterilebilecek bir Vali. Bir şeyler yapmak için gayret gösteriyor. Adeta çırpınıyor. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var ki, bugünkü siyasi yapıda, iktidar partisinin milletvekillerinin sahiplenmediği, destek vermediği (henüz bakanlıklarca onaylanmamış) hiçbir projenin hayata geçirilme şansı bulunmamaktadır.Veya daha hafif bir ifadeyle; bakanlıklarca onaylanma şansı zayıftır! Acı ama gerçek bu! “Ey Müslüman, edep nedir diye arar sorarsan bil ki edep, ancak her edep.... edep...liğine sabır ve tahammül etmektir.” (Hz. Mevlana) Vesselam… 09.12.12    

www.giresunaktuel.com’da yazı…

YORUMLAR
Site İçinde Ara

Haftanın Sözü

“Aslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri kendi karşısındakine aslan kesilir. Eğer aslanlara köpek baş olursa, o aslanların hepsi köpek olur.” (Yusuf Has Hacip)

Namaz Vakitleri
Giresun Hava Durumu
GİRESUN