“Vergi Vermemek” Suç mu, Günah mı?

“Çiçekler ilgi ile Çocuklar sevgi ile Ülkeler vergi ile büyürler.”

“Vergi vermemek” suç mu, günah mı?

Ülkemizde Gelir ve Kurumlar vergisi, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunmaktadır. (Kurumlar Vergisi Kanunu md:24, Gelir Vergisi Kanunu md:83) Hükümetler hizmet verebildiği oranda başarılıdır. Halkın takdiri ve teveccühü; “hizmetten memnuniyet”e bağlıdır.  Hükümetlerin hizmeti de vergi tahsilâtı ile orantılıdır. Calib-i dikkattir ki, İslami değerlere inanan (Müslüman) bir kişi, genelde ödeyeceği zekâtı hesaplarken, “belki fakirin hakkı üzerimde kalır” endişesi ile faraza, 10.000 liralık “zekât matrahı”nı 11.000 lira olarak nazara alır! Üstelik başında bekleyen kontrol memuru yok! (var ama yok!) Ama aynı şahsın vergi matrahını beyan ederken (ağır vergi cezası kesilme ihtimaline rağmen)  aynı hassasiyeti gösterip göstermediği merak mevzuudur! Acaba sebep ne olabilir? Bu soruya mantıklı bir cevap bulunabildiği takdirde, mes’ele büyük oranda çözüme çavuşmuş olabilir. Bu sahada tabii ki çok şey söylenebilir. İlk planda, olmazsa olmaz kabilinden şunları sıralamak mümkün: Devlet, halkına güven vermeli. Mükelleflere “vergi kaçakçısı” şüphelisi gözüyle bakmamalı. “Vergi gelirlerinin israf edilmeden, yerinde harcandığına” vatandaş ikna edilmeli. Her inanç sahibi vatandaşların kendi inançlarına göre yardım sahalarına devlet hizmet götürmeli. Zekât ve sadaka ödemede hassasiyet sahibi mükelleflerin bu sahalara devlet tarafından gereken hizmetin yapıldığını görmeleri veya inanmaları; onların daha fazla vergi ödeme şuurunu kamçılayabilir.  

1- “Zekat’ın eksik verilmesinde kul hakkının doğduğu” inancında olduğu gibi, “verginin eksik ödenmesinde de daha fazla kul hakkının doğabileceği” eğitimine ağırlık verilmeli. Kendisine bir çay ikram edildiğinde, ikram sahibine teşekkür etme borcu hisseden kişi, Devletin ikramı olan yol, sağlık, eğitim v.s. hizmetlerine teşekkür borcunu düşünmez mi? Ödenen vergiler, devletin sunduğu bedava hizmetlerin şükranesi değil midir? Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, Sivil Toplum Kuruluşlarından bu sahada istifade edilebilir.

 

2-       Özellikle kırtasiyeciler, lokantacılar, fırıncılar gibi “KDV fiyatlara dâhil” satış yapan veya hizmet veren mükelleflerden;  (perakende satış fişi veya fatura kesilmediği halde) vatandaştan aldıkları KDV’yi devlete vermeyenler açısından açıkça “hak gaspı” doğmuş olmaz mı? (Suç işlemenin yanında) “vebal” altında kalmazlar mı? Bu hususu ehline sorsunlar! Helal ve haram hassasiyeti olan mükellefler bu hususa dikkat etmelidirler. Öyle ki , hem fiyata KDV dahil deyip (maliye adına) KDV’yi tahsil edeceksin, hem de (fatura veya fiş vermemekle) KDV’yi “beyan dışı” bırakarak esas sahibine ödemeyeceksin! Tahsilât var, ödeme yok! Böyle bir muamelenin gaflet ve ihmalkârlık ürünü olduğunu düşünüyorum. Bu yazının bir gayesi de zaten,  bu inceliğe dikkat çekmektir.

 

3-      Vergi İnceleme elemanları ve Vergi Dairesi personelleri,  mükelleflere ve Muhasebeci-Mali Müşavirlere; özel işletme sahiplerinin müşterilerine yaklaştığı “müşteri veli-i nimetimdir“ prensibinden hareketle ve bunun gerektirdiği üslupla yaklaşabilmelidirler. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” mış, hiç bu güzel insanımız etkilenmez mi?

  40 yıllık Mali Müşavirlik meslek hayatımda, maalesef, devletin vatandaşına (İnceleme elemanları ve Vergi Dairesi yetkilileri vasıtasıyla) hep tepeden bakan, despotik bir anlayışla yaklaştığına çok şahit olduk! Hamd olsun, “ jandarma korkusu!” kalktı. “Maliyeci korkusu!” da kalkıyor. Her ne kadar, mükellefe açıkça “vergi kaçırıyorsun” denilmiyorsa da, potansiyel bir şüpheli gözüyle bakılıyor veya çoğu mükellef kendine böyle bakıldığını zannediyor! Öncelikle devletin, bu “anlayış tarzını” değiştirmesi  veya “böyle anlaşılmaya” imkan  vermemesi lazım. Yaklaşım tarzı, üslup çok önemli! Devlet, kayıt dışı ekonomiyi ve vergi zıyaını önlemek için ne kadar ağır müeyyideler koyarsa koysun, ne kadar polisiye tedbirler alırsa alsın, tehditle, kaba kuvvetle arzu edilen neticeyi almak mümkün değildir. Bu güne kadar bu metot uygulanmış, ama netice ortada! Zekât-vergi mukayesesi iyi analiz edilmeli! Bizim milletimizin karakteristik bir özelliği; tehdide tehditle, nezakete nezaketle cevap vermesidir! Gerçi, her sahada olduğu gibi, son zamanlarda Vergi Dairelerinde de büyük bir zihniyet değişikliğini görüyoruz. Maliye Bakanlığı tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı eliyle (verginin toplumun tüm kesimlerine benimsetilmesi ve vergiyi gönüllü olarak ödeme alışkanlığının arttırılması amacıyla) her yıl şubat ayının son haftasıVergi Haftasıolarak kutlanmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı vergi ile alakalı güzel projeler hazırlamış! Bu sahada hazırlanmış (web sitesinde) bir tanıtım filmi de bulunuyor. Tanıtım filmini inceledim. Orada “ yapıldığı söylenen” faaliyetlerden acaba halkın ne kadarı haberdar? Basit bir anket ile bunu tespit mümkün! Üst makam bir karar alıyor, zannediliyor ki altta harfiyen bu tatbik ediliyor! Masada proje üretmek kolay. Sahadaki uygulamaya bakalım! Belki de Maliye Bakanlığının bu yeni açılımı ile olsa gerek, Sayın Defterdar Sedat AYYILDIZ  kısa bir süre önce Giresun Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasını ziyaret ettiler. Böyle bir ziyarete ilk defa şahit oluyoruz. Demek ki daha güzel şeyler olacak. Bu, istikbal için sevindirici ve ümit verici bir hamle. İlçelerimizdeki Vergi Dairesi Müdürlerine ve sair yetkililere de örnek olacağına inanıyoruz. Sayın Defterdarımızı tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz Bu sahada siyasilere de büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Öncelikle, bütün (iktidar-muhalefet)  siyasi parti teşkilat mensuplarının devlete vergi ve sigorta prim borçları olmamalıdır. İktidar partisi teşkilat mensuplarının borcu olmamalı ki, halka örnek olsunlar, hükümetlerinin vergi tahsiline yardımcı olsunlar! Muhalefet partisi teşkilat mensuplarının borcu olmamalı ki, bu sahada zaafı bulunan İktidar partisi teşkilat mensuplarını halka şikâyet edebilsinler! Kendi açığı bulunan kişinin, başkasının açığını söylemesi puan getirmez! Bir paranın nasıl kazanıldığını görmek için, Nasıl harcandığına bak(İmam-ı Azam)   Vesselam… Ahmed  ÇITLAKOĞLU ahmedcitlakoglu@hotmail.com 15.01.2011  

www.giresunaktuel.com’da yazı…

YORUMLAR
Site İçinde Ara

Haftanın Sözü

“Aslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri kendi karşısındakine aslan kesilir. Eğer aslanlara köpek baş olursa, o aslanların hepsi köpek olur.” (Yusuf Has Hacip)

Namaz Vakitleri
Giresun Hava Durumu
GİRESUN