Cemaat Ak Parti’nin Gücünü Anladı Mı?

“Mert bir düşman, tırmıklayan bir dosttan daha iyidir” (Brentano)

Cemaat Ak Parti’nin Gücünü Anladı Mı?

Fethullah Gülen Hocaefendi cemaatinin Ak Parti iktidarına karşı yürüttüğü mücadele şimdilik durulmuş gibi… Bu sahada aylardır çok şey yazıldı ve söylendi. Bunları tekrarlamanın bir anlamı yok. Ancak esas mes’elenin dershaneler olmadığı biliniyor! Sebep ne olursa olsun, önemli olan netice. Peki, şimdi ne oldu? “Atılan taş ürkütülen kurbağaya değdi” mi? Neymiş, dershanelerin kapatılması bir yıl ertelenmiş! Hani mes’ele (onlara göre) eğitimdeki adaletsizlikti! Dershanelerin kapatılması (okula dönüştürülmesi) bir yıl ertelenmekle, eğitimdeki sıkıntı giderilmiş mi oldu? Hükümet, dönüşümle alakalı kararın bir parçası olarak gördüğü dershanelerin kapatılmasını –daha işin başında- bir yıl uzatmış olsaydı bu tartışma başlamamış mı olacaktı? Cemaat adına söz sahibi olduğunu iddia edenler bunu kamuoyuna nasıl izah edecekler? Yapılacak açıklamalar kamuoyunu tatmin edecek mi? Bilinen bir gerçek ki:
  • Bugüne kadar Ak Parti iktidarında cemaat aleyhinde alınmış bir karar ve yapılmış bir icraat gösterilememektedir.
  • Yurtiçindeki müesseselerinde vazife alan personelin ekserisi; milli ve manevi değerlere bağlı güzel insanlardır.
  • Hatta bu müesseselere maddi ve manevi destek verenler de aynı duygu ve inancı paylaşan güzel insanlardır.
Bu tartışma yeni değil. Bu fitnenin fitili geçen yıl tutuşturulmaya başlanmıştı. 01.07.12 tarihli (Cemaatin İktidara İhtiyacı kalmadı mı?) yazımız adeta tazeliğini koruyor: “(…) Uzun süredir cemaatin gazete ve TV’lerinde parti-cemaat tartışması gündeme getiren -sözde- cemaati yönlendirme iddiasında bulunan yazarların anlamsız çıkışlarını.. Nasıl yorumlamak lazım?!.. Acaba.. Hocaefendinin Amerika’da bulunması sebebi ile Türkiye’de cemaatin gücünü elinde bulunduran kesim mi davetin reddine etkili oldular? Yoksa… “Biz artık öyle güçlendik ki..  ABD başta olmak üzere nice süper güçler bizi destekliyor, Türk Devleti ve İktidar bize destek vermese de onlara ihtiyacımız kalmadı.. Elimizdeki gazete, dergi, radyo ve TV kanalları, sayısız sermaye şirketlerimiz ve bürokrasinin her kademesindeki nice kalifiye elemanlarımız karşısında bundan böyle İktidarların bize ihtiyacı var. Biz desteğimizi çekersek İktidar düşer. Kimi istersek onu İktidara getiririz” gibi bir düşünce mi hâkim oldu?(…)” Hükümet kanadı aklıselimle hareket etti, doğru olanı yaptı: Dershanelerin kapatılmasını bir yıl tehir ederek fitne ateşinin tutuşmasına fırsat vermedi. Lakin bundan böyle artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Veya eskisi gibi olması çok zordur... Çizilmiş cam misali… Kırılmış kalplerin eski hale gelmesi mümkün değil. Bunun da müsebbibi –sözde- cemaat adına bugüne kadar ölçüsüz ve dengesiz hareket edenlerdir. Kendilerini cemaatin toplum mühendisi zannedenler yanlış zamanda yanlış hamle yapmışlardır. Bu gibi çıkışlar –geçmişte- iktidarın zayıf olduğu zamanlarda, iktidar giderken yapılırdı. İktidarın güçlü olduğu bir dönemde ve istikrar ortamında yapılacak yanlış bir hamle, hamle yapanı güç durumda bırakabilir! Ey cemaatin sağduyu sahibi kanaat önderleri!.. Müesseselerin yöneticileri ve yazarları!.. Mahalli seçim öncesi –dershane bahanesiyle- iktidara gözdağı vermeye kalkışanlar!.. Bindiğiniz dalı kesmeye çalışmayınız! Yurtiçi ve yurtdışında  sahip olduğunuz nice imkânlara; sadece şahsi kabiliyetlerinizle elde ettiğiniz düşüncesine kapılmayınız!.. Ne bu İktidar geçmiş iktidarlara benziyor, ne de cemaatin tabanı eski düşüncededir! Cemaatin tabanına “biz bu İktidarı desteklemiyoruz” denildiği anda, bu güzel insanların; “hayrola, desteğin çekilmesini gerekli kılan sebepler nelerdir? Görmediğimiz veya bilmediğimiz gelişmeler mi oldu? Bu İktidarın yerine alternatif kimi desteklememiz gerekir?” gibi akli ve mantıki sorgulama yapabileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir! Bugüne kadar hasretini çektikleri nice nimetlere bu İktidar döneminde kavuşma fırsatını elde etmiş sayısız güzel insanların müessese ve makamları tehlikeye atılmamalıdır! Bir yerde tartışma varsa, taraflar da vardır. Bilinen o dur ki, zayıf taraf güçlü tarafla tartışmaya girmez veya tartışmanın tarafı olmaya cesaret edemez. Tartışmayı cemaatin sözcüleri başlattığına göre bu, cemaatin kendilerini karşı taraftan (iktidardan) güçlü gördüğü anlamına gelmez mi? Farz edelim ki cemaat önderleri “iktidardan desteğimizi çekiyoruz” dediler… Acaba bu hamle Ak Parti’yi ne kadar etkiler? Peki, ya Ak Parti’ye gönül verenler “biz cemaatten desteğimizi çekiyoruz” derlerse!… Acaba nasıl bir netice hâsıl olur? Her halde ortada ne dershane kalır, ne okul… Ne gazete kalır, ne televizyon… Ne finans kuruluşları kalır, ne ticari müesseseler! Malum “Müşterisiz meta zayidir.” Müşterisi olmayan mal… Cemaati olmayan vaiz... Dinleyicisi olmayan hatip…  İzleyicisi olmayan TV… Okunmayan gazete ve yazar! Tartışmayı başlatan cemaat sözcüleri bu riski nasıl göze almış olabilirler? Yoksa kamuoyunun henüz bilmediği çok daha derin ilişkiler mi var? İktidardan desteğimizi çekeriz tehdidinin altında Ak Parti’ye rey vermemenin ötesinde acaba başka mesajlar mı var? Ey yurtiçi ve yurtdışındaki cemaat müesseselerinde vazife alan milli ve manevi değerlere bağlı güzel insanlar! Bugüne kadar hasretini çekip de bu iktidar döneminde kavuşma fırsatını elde ettiğiniz nice nimetlerinizi tehlikeye atan (sözde sizler adına hareket ettiklerini iddia eden) toplum mühendislerine(!) gereken cevabı sizler vermelisiniz!   “Harislerin, dünyayı çok sevenlerin göz testileri hiç dolmaz. Sedef de kanaat edici olmayınca içi inci ile dolmaz.” (HZ. Mevlana) Vesselam… 08.12.2013
YORUMLAR
Site İçinde Ara

Haftanın Sözü

“Aslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri kendi karşısındakine aslan kesilir. Eğer aslanlara köpek baş olursa, o aslanların hepsi köpek olur.” (Yusuf Has Hacip)

Namaz Vakitleri
Giresun Hava Durumu
GİRESUN